15 Ağustos 2013 Perşembe

İtalya Gezisi / Venedik & Murano & Burano ✈

Veee sonunda tur boyunca beklediğimiz Venedik'teyiz :)  Adacıklar üzerine kurulu, su kanalları ve köprülerle dolu, motorlu taşıtların olmadığı, daracık sokakları, tarihi süslü binaları ve gondollarıyla hafızanızda yer eden, başka bir yere çok benzemeyen, çok romantik bir şehir Venedik. Burayı gezerken tarihi bişeyler anlatıp yormıycam sizleri, sadece fotoğrafların tadını çıkaralım :)

Alttaki fotoğrafın yaklaşık 10 değişik halini çekmişiz sanırım :) Çünkü canım sevgilimin odası için çok önceden bir tablo almıştık ve orası burasıydı :) Burdan geçerken aynı yer olduğunu fark edince çığlık atıp defalarca fotoğrafını çektik. Bu tesadüf bizi çok mutlu etmişti bu yüzden bu fotoğrafla başlamak istedim :)



Şimdi gezimize baştan başlayabiliriz, vapurlarımızla Venedik'e yaklaşıyoruz :)

















Köprülerinden sadece biri 




Büyük Kanal üzerindeki en eski ve en ünlü köprü Rialto Köprüsü








Gondol sefamıza başlıyoruz :) Turla gittiğimiz için altışar kişi binmiştik gondollara ve kişi başı 20 euro ödemiştik, eğer iki kişi giderseniz fiyat yüksek olduğundan gondola binmek için ortaklar bulmanız gerekebilir :) Çok keyifli bir gezintiydi mutlaka binmeye çalışın derim :)




İlk bindiğinizde gondol epey sallanıyor, ilk bir dakika boyunca biraz panik yapıyorsunuz ama sonra daracık kanallarda şampanyanızı içerek dolaşırken bir anda panikten kurtulup tadını çıkarmaya başlıyorsunuz :) Venedik'te gondollar, adada insanları gömecek yer olmadığı için anakaraya cenaze taşımak için kullanılıyormuş eskiden ve bu yüzden hepsi siyah olurmuş, bugün de bütün gondolları siyah kullanmaya devam ediyorlar.






















Gondol gezimizin sonuna geldik :) Bu unutulmaz anımızın yanında birlikte tekrar yere basmanın da hafif bir mutluluğu olmuyor değil :p



Roma'da Hard Rock Cafe'ye gidememiştik, kısmet Venedik'tekineymiş :)  Hard Rock Cafe'de ortamın tadını çıkartıp biraz da alışveriş yaptıktan sonra Venedik sokaklarında dolaşmaya devam ediyoruz.





Venedik'te o kadar renkli o kadar eğlenceli dükkanlar var ki her birinde yaklaşık yarım saat geçiriyoruz. Maskeleri takıp elimize asalar alıp mankenler arasında dolaşırken kendimizi orta çağda gibi hissettiğimiz tuhaf anlar yaşıyoruz. Bu harika maskelerin orta çağdaki veba salgınlarında ortaya çıktığına ve bu kadar geliştiğine adeta sanat eserlerine dönüştüklerine de inanamıyoruz..









Venedik'ten sonra rotamızı camlarıyla ünlü Murano Adası'na  çeviriyoruz.

Bizim için küçük bir gösteri yapan cam ustasını izleyip, cam ürünler satın alabileceğimiz sergiyi gezerek Murano'dan ayrılıp Burano'ya doğru tekrar yola çıkıyoruz :)

















Burano Adası benim en sevdiğim yerlerden bir diğeri oldu. 
Aşağıda gördüğünüz kule tıpkı Pisa Kulesi gibi yana doğru yatıyormuş sürekli ama kendisi Pisa kadar ünlü olur mu bilmem :)



Rengarenk evleriyle ünlü bu şirin adada çok samimi, çok sakin,  çok keyifli bir hayat var. Bu hayatın izlerini ve bu güzel evleri görmek için Burano sokaklarında uzun uzun gönlümüzce geziyoruz. Tıpkı bizim mahallelerimizde olduğu gibi kapıların önünde oturan teyzeler, bahçede sıcaktan mayışmış kediler görüyoruz :)




















Bu terasa resmen aşık olmuştum ^^




















Dantelleriyle de ünlü bu sevimli adadaki minik bir dükkandan çeyizim için kalpli güzel objeler alıyorum. Hem de son bir tane kalan minik kalp bir yastıkta dikişin küçük bir kısmının yırtıldığını fark ediyorum ve satıcı bayan hemen elimden alıp iğneyi ipliği çıkarıp dikiveriyor yastığı.
 Evimde bir yere asmak için sabırsızlandığım o minik süs yastığa her baktığımda İngilizce bilmese de çok kolay anlaştığım bu tatlı teyzeyi hatırlayacağımı biliyorum ve buraya da veda ediyoruz :) 
Burano şşş kimseye çaktırma ama ben seni Venedik'ten çok sevmiştim :p



Sevgiler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder